ODTÜ de ilk aylarımdı. 1980 sonrası gelenler bilir. Yasakların çok olduğu dönemdi. Staddan DEVRİM yazısı silinememiş olsa da, Stadın yanındaki ağaçlık alandan bölümlere geçmek yasaktı. Mühendislikte okuyup yurtlarda kalanlar stadın etrafında tur atmak zorundaydılar. Sık sık sokağa çıkma yasakları vardı o günlerde ülkede. Hafızam beni yanıltmıyorsa, 1980 sonrası ilk oy kullanımında Gazetelerin birinde yarın oy kullanacağız sokağa çıkma yasağına uyalım diye manşet atmıştı. Nasıl yani sokağa çıkmadan oy kullanmak... ODTÜ de bu yasaklaradan bolca nasiplenmişti. Ağaç altında oturmak yasak Ağaçlık alandan geçmek yasak İki ağaç arasında durup dilek tutmak serbest 3 kişinin yan yana yürümesi bile yasaktı. Ankara'nın ayazına da alışmıştım ama bana yasaklar zor geliyordu. Ankara'nın ayazı insanın iliklerine kadar işler. O hafta Tunalı Hilmi'den 35 mm küçük bir fotoğraf makinası almıştım. 36 Pozluk filmi de içine takmıştım. Çocukluktan beri fotoğraf çekmeye ilgim va...
Ne hafta ama Cuma Bon Jovi Pazar Judas Priest Değdi değdi... Değmez mi hiç TT Arena açıldı açılalı Galatasaray'ım bile dolduramadı bu kadar Ülkemde ne kadar çok Bon Jovi hayranı varmış meğerse. Son dönem de Rock müziğin en önemli ilahı Sesi, sahneye hakimiyeti seyirci ile diyaloğu ne kadar usta olduğunun göstergesi Konserin başından sonuna kadar seyirciye hakimdi Hem seyirci eğlendi hem de kendisi Seyirci profiline gelince her kesimden insan vardı. Benim gibi bir heavy metalcinin bile beğenisini kazandıktan sonra Tek sorun TT Arena dan çıkış O muhteşem stad neredeyse tek metroya muhtaç bırakılmış durumda Pazar gününe 16:30 da Pentagram la başlamak istedim. Çok kısa bir performans olsa da başarılı bir grup Son dönemlerde Türkiye de yetişen ender iyi gruplardan biri Tek sıkıntıları kendilerine güvenleri az. Biraz daha ne yaptıklarını farkına varmaları lazım. Metal yapmak zordur, heavy metal daha da zordur. Bu zoru başarıyorlar ama bir kendileri farkında değiller...
Karabaş ile ilk karşılaştığımda 4 aylık idi. Babamın iş yerine girdiğimde birden karşıma çıkmıştı. Beni görünce portakal gibi soyulmuş otobüsün altına kaçıverdi. Siyahlıklar vardı başında kahve rengi bir köpekti. Dudaklarımdan karabaş buraya gel gibi birşey çıktı. Karabaş karabaş diye seslendim ama o korkmuştu sanırım Otobüsün altında öylece yatmıştı. Babamın sesini duydum. Rahmetli "Korkutma o yavru daha" diye seslendi arkamdan Sonra da adını ne koydun dedi... Karabaş dedim. Tam ona göre bir isim dedi sen sev diye aldım dedi. Bu sırada Karabaş gelmiş babamın ayakkabılarını yalıyordu. Acıkkmış dedi Git şurdan lokantadan şu tasın içine çorba koysunlar ekmekde doğrasınlar dedi Karabaşı kucağına almış başını okşuyordu. Adını ben koymuştum ama hep o babamın köpeği olacaktı. Elimde içinde ekmek çorba karışık tasla geldiğimde Karabaşıda kucağıma verdi. Karabaşla ilk barış sağladığımız gündü Babamın dışında elinden yemek yediği tek kişi bendim. Terasta oynardık k...
Yorumlar
Yorum Gönder