Yayınlar

Yeni bir UMUT

Resim
Benim gibi, uyku apnesi, şekeri olan hastalar için yeni bir umut doğuyor. Ben ve benim gibi hastaların en önemli problemlerinden biri rahat ve doğru nefes alıp veremediğiniz için kanımızdaki oksijen miktarının düşmesi sonucu çoklu organ yetmezliğine sürüklenmemizdir. Galiba bir umut doğuyor bizler için...

Bilim Adamları, Nefes Almadan Yaşamanızı Sağlayan Oksijen Partikülü İcat Etti 1 ay önce Boston Çocuk Hastanesi’inden bir grup bilim adamı, son yılların en büyük medikal buluşlarından birine imza attı. Bilim adamları, kişinin kan akışına enjekte edilebilen ve kana çok hızlı bir biçimde oksijen verebilen bir mikro-partikül geliştirdiler. Bu, nefes alma yetisi engellendiği, hatta durduğu takdirde bile işe yarayabilecek.Bu buluşun her yıl milyonlarca insanı kurtarabileceği öne sürülüyor. Mikro-partiküller, nefes alma durduktan 30 dakika sonrasına kadar bir objeyi canlı tutabiliyor. Bu, hastanın damarlarına yapılan bir enjeksiyon ile meydana geliyor. Enjekte edildikten sonra mikro-partiküll…

DENİZİ TAŞLAMAK

Denize taş atacaktım ama baktım karanlık olmuş hem uykum geldi. Yarın taşlarım artık. Güneş tepeye erişti vakit öğlen. Yine de içimden denize taş atmak gelmiyor. Nereden çıktı bu denize taş atmak demeyin. Deniz kıyısına gelenlerin çoğunda vardır bu istek taş bakarlar kıyıda. Eğer düzgün ve yayvan bir taş ise birden fazla sekecek demektir. Değil ise sadece gelen sesi için fırlatırlar ellerine aldıkları taşı. Yazın sonuna doğru kıyıda taş bulmak zorlaşır. Her kış deniz ona atılan taşları bir güzel yıkayıp kumları ile sildikten sonra kıyıya yeni sezonda yine kendisine atılsın diye bırakır. Bugün bakıyorum ülke tam anlamıyla bu durumda.  Nefret ettiğim bir cümledir "Devletin malı deniz yemeyen keriz". Devlet demek ben demek çalınan her haksız kazanç bizlerin cebinden çıkıyor. En kötüsü de çalıyor ama çalışıyor. Çalan sadece kendine çalışır. Denize taş atmayı sevdiğimiz gibi devleti de taşlamayı seviyoruz. Devlette deniz gibi her on senede bir kendisine atılan taşları sürükleyip kıy…

Darbecik mi kalkışma mı

Ne oldu?Neden oldu? Ne zaman oldu? Nerede oldu? Kim yaptı? Hangimiz tüm bu sorulara cevap aradık yada cevap vermeye çalıştık. Biran içinizden geçirenleriniz oldu acaba bu baskıcı anti demokratik yönetimden kurtulacakmıyız diye. Oysa olayın başladığı andan itibaren sergilenen tiyatro kendini çok belli ediyordu. Birçok kişi eminim bu tiyatronun gerçek olmasını bekledi. Oysa tiyatronun sahibide oyunu yazan da, yöneten de onlardı oyuncular ise yönlendirilmiş bu hareketi yapmaya zorlanmış bir grup ve onların yanında daha doğrusu en önde gariban erler. Sorulara cevap bulmadan oyunu da anlamamız çok kolay değil. Ne oldu o akşam;  Oturmuş evde kitap okurken biranda telefon harekete geçti. Sosyal medya hareketlendi. Bazen benden bile akıllı olduğundan şüphelendiğim telefonumdan whatsapp tan çeşitli gruplardan mesajlar gelmeye başladı. Hemen diğer popüler sosyal medyayı hızlıca kontrol ettiğimde bir geup zırhlı aracın her iki köprüde sadece Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçişi kapattığı bilgisi vard…

Kurşunluda zaman

Resim

Günümüz ilişkilerinden bir örnek

Resim
Yan masada 30lu yaşlarda bir çift ve 8 yaşındaki kızları Petek. Adam ne dese ağzından hangi kelime çıksa kadın hemen çemkiriyor.  Her söylediğine bir eleştiri alıyor. Eleştirinin dozunun yetmediği yerde "sen en iyi bir sipraleks al" ile karşılaşıyor Adam da öfkesini takıntısını minik Petek e yönlendiriyor "Sürtme tırnağını masaya" Kadın anında müdahele ediyor. "Çocuk hiçbir şey yapmadı" diye Adam yere hınkırıyor Kadın Petek e dönüp "Kızım evlilik böyle birşey. Bir daha düşün istersen" diye Petek e bakıyorum bu yaşta evliliği mi düşündü diye Sigaralarını söndürüp kalkıyorlar bende yeniden okuduğum kitaba konsantre olabileceğim...

Osmanlı dediğin (alıntıdır)

BİLMEDİKLERİN! Yeni Osmanlı fikri ile zehirlenen arkadaşlara diyoruz ki; ey müteddeyyin kardeşim, ey muhafazakar dini bütün kardeşim; Osmanlı'yı zerre kadar tanımıyorsun! Osmanlı sevgin padişah resimleri ile sınırlı, Osmanlı'nın 36 padişahı var ama ancak 1/5 İ ile övünebiliyorsun! Osmanlı'nın bir Türk imparatorluğunu olarak kurulduğunu biliyorsun ama son döneminde Türk'üm Türkmen'im diyenin kafasını kestirip kuyulara doldurulduğunu bilmiyorsun! Naima'yı!! Nedim'i!, Kuyucu Murat Paşalarını bilmiyorsun!!.. Osmanlı'mın son döneminde ki askerliğin 10 yıl 15 yıl olduğunu bilmiyorsun! Gidenin geri gelmediğini!,  Memlekette insan kaynağının tüketildiğini!.. Çanakkale Akbaş Şehitliğindeki en büyük çocuk asker şehid yaşının 14 olduğunu da bilmiyorsun!!..
Osmanlı'mın Yemen ağıtlarını bilmiyorsun! Huş tepesini,  Muş sanıyorsun! Kerkük ağıtlarını bilmiyorsun! Osmanlı'mın Kürtlere özerklik verdiğini bilmiyorsun! Osmanlı'mın Arap'ları, Ermenileri üstün tutarak…

JIDOKA ÖĞRETİSİ 2

JIDOKA anlatmaya sınıf ile başladık. Sınıf tanımını da HEGEL felsefesine dayandırdık. Bir yerde Alman disiplini olarak gördüğümüz imrenerek baktığımız olay da bu değil mi? Yıllarca mühendisleri yöneticileri üretim içinde bu disiplinde çıkartmadılar mı? Başarıya giden yol bunu iyi kavramaktan geçer.
SINIF ın öneminden bahsederken üretim organizasyonunun içinde tüm çalışanlar tek bir sınıfın sınıf tanımının içindedir, bunların arasındaki ilişkiler açık, adil ve basit olmalıdır diye de vurguladık. Bu yazımızda sınıfın içindeki birey den bahsedeceğiz.
HEGEL'in birey yani insan görüşü "Akıl, Tabiatın işleyişi ve Ruh" üçgenin de oluşmuştur. Burada Aklı tanrının aklı olarak görmüş, tabiatın işleyişini doğanın doğal dengesine bırakmış özellikle ruh ve insan bağlantısına önem vermiştir. Bunu her ne kadar inandığı dinin sınırları çerçevesinde yapmış olsa da KANT'tan beri süre gelen sorgulayan insanın gelişmesi olarak görmüştür.
Hegel'e göre bitkisel ruh, aracısız olan tabi…