Yayınlar

ARTVİN

Resim
Neler oldu Artvin de.
Neden baş kaldırdı onca insan
Hiç düşünmeden katlediyoruz doğayı.
Ardına bakmadan sonrasını düşünmeden yok ediyoruz.
3 kuruş uğruna hayattan vazgeçiyoruz neredeyse.
Geri gelmeyeceğini bile bile yok ediyoruz.
Bu yok edişin ne din ile ne dil ile ne de ırk ile bir bağlantısı yok.
Konuşmaya korkuyoruz.
Sosyal medyada gördüğümüz her yeşili beğenirken
Elimizdeki yeşilleri griye çeviriyoruz.
Korkuyor herkes
Basın yok olup gitmiş bu ülkede
Basın 1980 de sonra yok edildi bugün değil
Gazeteler o günlerde geçmeye başladı sermayenin eline
12 Eylül 1980 de sosyalistlere karşı yapılan ihtilal ile peş peşe yok edildi basın.
O gün ağzını açıp konuşmayanlar bu gün şaşırıyorlar.
3 kuruşa o gün satılan gazeteciler, dönekler her iktidara gelenin estirdiği rüzgarla döndüler durdular.
O gün yok edilen baskı altına alına zulme boyun eğen sosyalistlerin kalanları bile görmezden geldi göz yumdu bu kıyıma
Dün köye gidip asma köprü kuran sosyalistlerin yerini
Bugün amerikan kahvesini içip…

MAKİNE PLANLAMA

Firmalardaki en önemli konulardan biri planlama yapmaktır. Hemen hemen her çalışana zaman yönetimi (planlaması) ile ilgili eğitimler aldırılır. Proje planlaması eğitimleri aldırılır. Makinelerin üretim planlaması yapması için mühendisler işe alınır.  Sonuç planlama yapmayı planlamanın ne olduğunu bu kadar eğitime rağmen bilmeyen bir çok çalışan ve verimsiz başarısız kör topal giden işletmeler. Bu sayfalarda açık açık sordum bir makine da üretim planlaması için kaç yöntem vardır diye. Sadece 3 genç arkadaşımın cesaretli yorumları geldi. Öncelikle kendilerini kutluyorum. İyi niyetli ve güzel yorumlarından ötürü kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum. Üretimi bir makine de planlamak ne kadar zor olabilir. Bu paylaşıma yeterince cevap alamayınca bir kez daha anladım. Firmalarda değil sadece problem. Eğitimin tamamında sorun var. Makine de üretimi planlamak için sadece ve sadece 4 yöntem var. Zaten başka bir yöntem de olamaz. Çünkü üretimi planlayabilmek için elimizde iki parametre mevcut. …

DOLANDIRILACAKTIK DOSTLAR

Resim
Yeni yep yeni dolandırıcılık türleri çıkıyor ortaya. Gün geçmiyor ki çevremizden dolandırıldık gitti paramız diye bir haber çıkmasın.
İster istemez hayranlık ve kıskançlık duyuyor insan.
Hemen yanlış anlamayın kıskançlığım da hayranlığım da kolay para kazanmalarına yaptıkları şerefsizliğe değil.
Yaratıcılıkları ve işlerine gösterdikleri özene.
Bakıyorsunuz karşınızdaki oscarlık bir oyuncu telefonda sizi sürüklüyor
Nobellik bir yazar en ince detayına kadar düşünerek hazırlıyor dökümanlarını.
Her dolandırıcılık gibi suç işliyorlar, insanların bir anlık boşluklarından yararlanıyorlar.
Şimdi yeni bir dolandırıcılık türü için sizleri uyaracağım.
Sosyal medya kullanılarak yapılan bir dolandırıcılık.
Bu yazı aynı zaman da bir suç duyurusu
Sizler ve dostlarınız için ise uyarıcı olacak.
...
Bundan tam 9 gün önce bir elektronik posta aldım içinde yaptığım başvuruya istinaden iş teklifini içeren.
Elektronik posta sözüm ona TOTAL Oil and Gas UK firmasından geliyordu.
Aynı firma adına Linkedin de …

BU TOPRAKLARDA ADAM OLMAK ZOR

Nedir biz adamların bu kadınlardan çektikleri.
Her eziyeti bize reva görüyorlar.
Okuduk o kadar özgürlüğümüzü kazanalım diye ama hala kadınların altında bir başka göz ile bakılıyoruz.
Her türlü baskı bize yapılıyor.
Bu ülkede çok zor şartlarda ve sınavlardan geçerek hem de dereceye girip okudum üniversiteyi
Yüzlerce kadının arasında üç beş adamdık biz.
Yine de hep sorgulandı zekamız bugünün moda tabiri ile matematiksel zekamız.
Üstüne yetmedi uzmanlık yaptık okuduk doyamadık okumaya ama kadın olamadık ya sadece adamdık biz.
Hep öylesine bakıldık.
Önce bedenimize
Skeçlerde itilmiş bile olamadık
Kakılmış olandık biz.
Özellikle son 20 yıldır gözlemliyorum adam olmak daha da zorlaştı bu topraklarda.
Suçlusu tabii ki de yalnız kadınlar değil
Biz adamlarda suçluyuz.
Hala her kadını potansiyel sapık olarak görüyoruz.
Metro da otobüs durağında her yaklaşanı sapık ilan ediyoruz.
Her gülümseyene hah bana değil de vücuduma gülümsedi diyoruz.
Kaslı değilse vücudumuz zaten ayrı bir aşağılama görüy…

İK Danışmanları için

Sadece Danışmanlar için değil tüm şirketler için kaleme aldım bunları....
Bizde bu işler neden olmuyor. Bunca yıllık iş hayatım da sadece İngilizleri kıskandım. Her seferinde beni şaşırtmaya devam ediyorlar. Küçücük bir ada nasıl olurda bütün dünyaya hükmedebilir diye düşünmeyin nasıl bu kadar  yaratıcı oluyorlar diye hiç düşünmeyin. Yaptıkları işi doğru ve eksiksiz yapıyorlar.  Türkiye de de birçok iş başvurum oldu. Doğru düzgünü bırakın çoğunda bir geri dönüş bile yapmadılar.  İş görüşmesine çağıranlar ise çok daha komik durumlara düştüler. *Kapıda size tekrar iş başvuru formu doldurtanlar *Firma gizli diyen İK danışmanları * Daha ilk buluşmada size kaç para istiyorsun diyenler * Anlat bakalım diyenler * Firma için ne yapacaksın diyenler * Başvurduğunuz işin daha tanımını bile yapamayanlar * 50-60 yıllık firma olduğunu söyleyip tek bir standart uygulaması dahi olmayanlar * Genel Müdür ilanı verip Üretim Müdürü arayanlar * Ebitta yı internet datası sananlar Kısacası ne aradığını bilmeyenler. Yakın…

Martılar

Resim
İstanbul da serin bir gün. Yer Çengelköy sahil. Mekan Sütiş. Yer, mekan, tad ve servis olarak tavsiye ediyorum.








Faşist SOL

Yeni bir tür bu
Son dönemde türediler
Özellikle SSCB dağıldıktan sonra yönlerini şaşırdılar.
Solu anlamadıkları ve sosyalist olamadıkları aşıkar
Kapitalizmin sadist kapitaline kapıldılar
Faşizmin mazoistliği hoşlarına gidiyor.
Kim mi bunlar
Dön arkanı kapa gözlerini tıka kulaklarını hafifçe öne doğru eğil sabırla bekle
Nasıl olsa biri gelip sana çarpacaktır.
Türkiye de sol ve sosyalizm gerçeği 1920 de Cumhuriyetin ilanından önce başladı
Şiişşşşşttttt acele etmeyin Atatürk edebiyatı yapmayacağım sizlere
Osmanlı döneminde sol yok muydu peki
Benim bildiğim
Kitaplardan okuduğum
Araştırmalardan incelediğim kadarı ile yoktu.
1923 Cumhuriyetin ilanından hemen sonra ilk sol kapışmaları bölünme hareketleri başladı.
Atatürk Sosyalistlerinden bahsetmiyorum.
Haklarında çok az yazı ve belge bulunan Sosyalist Devrimcilerden bahsediyorum.
Bunların arasında en ünlüsü ele avuca gelmeyeni Nazım Hikmet
Sosyalist birinin yargılandığı ilk dava da yine kendisine 1925 yılında İstiklal mahkemelerinde açılan …

YAZIYOOOORRR

Resim
Eskilerde kalmış bir hatıra...
Sokakta yazıyooooo diye bağıran küçük çocuklar.
Koltuğunun altına sıkıştırdığı gazeteleri biran önce satma telaşında çocuklar.
Bizler bile yetişemedik o zamanlara
Çocukluğumdan hatırladığım gazete satıcıları kocaman adamlar kollarının altında çeşitli gazeteler
Sokak sokak dolaşır satarlardı
Günde 100 gazete satsa evini rızkını çıkarırdı
Çok kazandığını düşünmeyin az ile yetinmesini bilen bir toplumduk.
Tüketim toplumu olmamıştık daha.
Şimdi neden yazıyor bütün bunları diye geçiriyorsunuz içinizden
Türkiye!de gazetecilik yok dersem
Eee zaten biliyoruz dersiniz
Tüm dünya da gazetecilik bitti desem
Yine şaşırmaz olabilir dersiniz.
Bunca bilimsel kurumu olan bir meslek nasıl yok olur diye sorgulamaz düşünmezsiniz.
Gazeteciliğin sadece filmlerde kaldığı günümüzde
Ülkemizde haber yaptığı için insanlar demir parmaklıklar arkasına konulurken
Gelişmiş diye tanımladığımız batı dünyasında ise itibarsızlaştırma ve satınalma yolu ile gazetecilik planlı bir şekilde y…

Döner vazgeçilmezdir.

Resim
Kavacıkta Bayramoğlu Döner içeride ayakta 30 dk dır sıra bekleyenler var. Anlatmakla anlaşılmaz yaşamak lazım.
Yine de not düşmeden edemiyeceğim. Bursa İskender kebabının eline su dökemez.
Servis bu kadar hızlı ve başarılı olmasına rağmen yemek yemenin tadına varamadım. Üzerinizde inanılmaz bir baskı oluyor. Peşinizden at koştururcasına hızlı yemek ihtiyacı hissediyorsunuz. Ne yediğinizi tam anlayamıyorsunuz.
Etin tadına gelince et başarılı hazırlanmış olsa da alev yalamış bir et yiyorsunuz.
Tekrar aynı yere gidermiyim diye merak ediyorsanız çok zor. Benim için yemek keyif olmalı!







Beyaz

Resim
Ve kar yağıyor.





Yol

Resim

İstanbul

Resim
Kadıköy de güneş battı batıyor. 

Denizin Delisiyim Ben

Resim
Denizin Delisi Unutmak mı, delisin, 
Gitmesem de bekler orada deniz. 
Gelirsem bilmelisin 
Benim beklememdir burada deniz. 
Gitmek gibi geleceğim 
Denizin delisine. 
Delinin denizi gibi, 
O ne kadar giderse. 
Özdemir Asaf

Nazım üstadın anısına

Davet Dörtnala gelip Uzak Asya'dan 
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan 
Bu memleket bizim! 
Bilekler kan içinde, dişler kenetli 
ayaklar çıplak 
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak 
Bu cehennem, bu cennet bizim! 
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın 
yok edin insanın insana kulluğunu 
Bu davet bizim! 
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür 
Ve bir orman gibi kardeşçesine 
Bu hasret bizim! 
Nazım Hikmet Ran

DAYI

Köprüyü geçene kadar ayı ya dayı denir.
En azından eskiden böyleydi.
Böyle bir şey mi vardı.
Vardı tabii önüne bela geldi mi
Belayı görmezden gelir kurtulurdun.
6 yaşındaydım gündüz sokağın kadınlarından duyduğum bu sözü
Akşam Dayıma sordum.
Dayı sen Ayımısın
Güldü sinirine hakim olmaya çalışarak
Nereden çıktı bu şimdi oğlum dedi.
Fato abla dedi, "Köprüyü geçene kadar ayıya dayı denir diye"
Köprüyü geçince ben sana Ayı mı diyeceğim.
Bastı kahkahayı
O atasözü dedi.
Atasözü ne dayı dedim.
Büyüyünce öğrenirsin dedi savuşturdu beni
Bekledim büyüyeyim diye
Biriktirdim tüm ters gelen atasözlerini
Hep yazdım bir kenara
Üzüm üzüme baka baka nasıl kararı diye
İti andım çomağı hazırladım
Dağ adamı hasta eder sağ adamı
Yahu gripli mi bu dağ adamları
Deli deliden hoşlanır imam ölüden
Haydaaa neden duruyorum namaza bu imamın arkasında
Adam benden hoşlanmıyor ki
Ahlatın iyisini Ayılar yiyorsa pazara dayımla çıkıp iyi ahlat alırım.
Bir adama kırk gün deli desen deli olur
Kırk adama kırkar …

ODTÜ KADAR TAŞ DÜŞSÜN BAŞINIZA

Çok mu ağır beddua ettim. Boş verin bir şey olmaz onlara. Kötüye bir şey olmaz. Bak hemen daha başında geldiniz yola yordama. ODTÜ ağır değil ki. ODTÜ yü tartacak kuyumcu terazisi daha icat edilmedi. ODTÜ demek bilgi demektir. Bilgi evrendeki en hafif maddedir. Madde bile denmez ne ağırlığı vardır ne de kütlesi.
Uçucudur bilgi. Bir bakmışsın tüm öğrendiklerin uçup gitmiş sana kalan sadece anılar. ODTÜ içinde de biz makinacıların farkı vardı. Makinacılar ve diğerleri. ODTÜ de her öğrenciye bilgi yüklemesi yapılır. Her bilgi açıktır açıktadır. Tüm bildiklerini anlatırlar. Makina Mühendisliğinde  ise durum biraz farklıdır. Bize bilgi doğrudan verilmez. Bilgiye nasıl ulaşacağımız öğretilir. Hayal etmek öğretilir yaratmak, yaratıcı olmak gösterilir.Biz makinacılara Türkçe sözlüklerde yer almayan "CHALLENGE" öğretilir, "JIDOKA" anlatılır. Biz makinacılar farklı yaklaşırız olaylara kanıtlanana kadar her şey bir teoriden ibarettir. Bilgiler bize verilen değil, bizim arayıp…

KADININ ADI

Kiraz.
23 yıla 100 yılı sığdırmış gibi hissediyordu.  Gözü sol elindeki derin ize takıldı. 12 yaşında Babaannesinden zorla alınıp götürüldüğü yetiştirme kampında oluşmuştu bu iz. Bir film şeridi gibi geçti gözlerinin önünden.
Babaannesi saklanmasını söylemişti telaşla, "Saklan kimse seni bulamasın çabuk çabuk geldiler..."
Son iki yıldır her gün bu oyunu oynuyorlardı. Yine oyun sandı Kiraz. Canı o gün saklanmak istemiyordu. Babaannesinin o telaşını dahi anlayamamıştı.
Biran Babaannesini yerde gördü. Üstüne basarak geldiler yanına. Ne olduğunu daha anlayamadan Kiraz'ın koluna yapıştı birisi. "Bizden saklayabileceğini sanıyor" diye söylendi bileğin dövme olan polis. Sürüklercesine götürdüler kirazı.
Üç gün boyunca ağlamıştı.
Kaçmaya çalıştığı için elinde o yara oluşmuştu. DÇTK dan kaçmanın imkansız olduğunu söylüyorlardı hep. İlk kaçma girişimini yaptığında onu yakalayan görevli ucube elini tutup bileğine kadar kaynayan suyun içine sokmuştu. Tekrar yapmasın diye..…

Gazete değil de sanki...

Ne gazeteymiş bu arkadaş...
Bir yazı yazıyor... isimsiz ihbara dayalı yazılar...
Hooop ülkenin muhalif gazetecileri Silivri'ye
Bir yazı çıkıyor
3 gün sonra bilim adamları rektörler Silivri'ye
Senaryo hep aynı gazetede yazılıyor
Bir bakıyorsunuz yeni bir yazı...
Siz hadi canım diyene kadar onlarca Genaral Hasdal'a
Kalanı mı onlarda Silivri'ye
Yazılar hep aynı zamanlama ile çıkıyor
Hay Allah hala muhalefet eden mi var
Yaz bir yazı
Kalan muhalifler doğruuu Silivri'ye
Eskiden usta gazeteciler vardı
Futbolla uyuturlardı milleti...
Bir derbi yada bir milli maç
Maç mı harp mi belli değil...
Ama Adnan tutturamadı hamuru TT ARENA bile ilaç olmadı...
Eh Fener - Galata derbisinin de tadı kalmadı
Yaz oğlum oradan bir karışık
Haydiii doğru Silivri'ye
Basılmayan kitapları ateşten koruma operasyonu da tamam...
Yap koçum mağduriyet edebiyatı
Yazmaydı yemeniydi ne çare
Türbanlı oldu biçare
Yaz ordan ortaya bir Kars kaşarı
Yıkarız yaptığımız ucubeyi...
Mal müdürleri varken bu ülkenin
Ma…

BURSA'DAKİ OLAYLARI ANALİZ EDEBİLMEK.

Bursa biranda haftasonu oynanacak Beşiktaş maçı öncesi çıkan olaylar ile gündeme geldi.
Bursaspor ile Beşiktaş arasında oynanan maçlar yıllardır benim çocukluğumda dahi hep gerilimi yüksek olmuştur.
Hatta bir dönem federasyon bu maçlara Beşiktaşlı olduğu açıkça bilinen Erman Toroğlu'nu atıyarak gerilimi yükseltmiştir.
Gerilimin kaynağını bulabilmek için tarihsel bir araştırma gerekir.
Hala süregelmesi ise iki taraftar topluluğunun incelenmesi ile olur.
Gelin biz bu incelemeyi bir başka yazıya bırakalım.
Biz cumartesi gününü
Ekrana yansıyan görüntü ve fotoğrafları inceliyelim.
Çünkü ortada Beşiktaş taraftarı yok
Olayların içinde yeşil beyaza bürünmüş bir gurup fanatik ve karşılarında huzuru sağlamakla görevli polisler var.
Stadın dışında gelişen sporla uzaktan yakından ilgisi olmayan
Hiç bahaneye sığdırılamıyacak bu olaylar aslında kırık dökük bir zinciri halkaları.
Olaylar stad dışında geliştiği ve son bulduğu için bizde stadın dışına bakalım.
Bursa,
Büyükşehir Belediye Başkanı, …

10 NUMARA ALAVERE DALAVERE

Haftasonu gazetelerde gözzlerden kaçan bir haber vardı.
Bir Bakanımız buyurdular;
"Motorin yerine 10 Numara yağ kullananlar yanacaklar"
Kimse dikkat etmedi yorumlamadı bile
Entel dantel aydınların umurunda değil
Cemaatten beslenen kargaların umurunda değil
Çoğu altında lükse arabalar,  jipler
Nedir arkadaş bu 10 numara yağ kim kullanır
Neden kullanılır
Hem neden kullannanlar yanıyor
Üreten satan ne olacak
Nedir bu fakirin çektiği demiyeceğim tabii
Ama kullananlarda hani refah, ferah yaşamıyorlar.
Bu yakıtı kullananlar dizel araç sahipleri
Ağır vasıtalarda kullanıyorlar.
Dünyanın en pahalı yakıtının satıldığı bu ülkede
Ekmek parası için borç harç aldıkları pahalı araçlarına
3 kuruş buldukları işin üzerinden para kazanabilmek için kullanıyorlar.
Çiftçiler kullanıyor traktörlerinde
Tohum amerikalının, israillinin elinde düşmüş durumda
Gübre işi almandan sorulur oldu
Enflasyonu arttı mı suçlu olan domatesi biberi 2 kuruş ucuzlatmak için kullanıyorlar.
Ama bakanımız buyurmuşlar k…