Yayınlar

DAYI

Köprüyü geçene kadar ayı ya dayı denir.
En azından eskiden böyleydi.
Böyle bir şey mi vardı.
Vardı tabii önüne bela geldi mi
Belayı görmezden gelir kurtulurdun.
6 yaşındaydım gündüz sokağın kadınlarından duyduğum bu sözü
Akşam Dayıma sordum.
Dayı sen Ayımısın
Güldü sinirine hakim olmaya çalışarak
Nereden çıktı bu şimdi oğlum dedi.
Fato abla dedi, "Köprüyü geçene kadar ayıya dayı denir diye"
Köprüyü geçince ben sana Ayı mı diyeceğim.
Bastı kahkahayı
O atasözü dedi.
Atasözü ne dayı dedim.
Büyüyünce öğrenirsin dedi savuşturdu beni
Bekledim büyüyeyim diye
Biriktirdim tüm ters gelen atasözlerini
Hep yazdım bir kenara
Üzüm üzüme baka baka nasıl kararı diye
İti andım çomağı hazırladım
Dağ adamı hasta eder sağ adamı
Yahu gripli mi bu dağ adamları
Deli deliden hoşlanır imam ölüden
Haydaaa neden duruyorum namaza bu imamın arkasında
Adam benden hoşlanmıyor ki
Ahlatın iyisini Ayılar yiyorsa pazara dayımla çıkıp iyi ahlat alırım.
Bir adama kırk gün deli desen deli olur
Kırk adama kırkar …

ODTÜ KADAR TAŞ DÜŞSÜN BAŞINIZA

Çok mu ağır beddua ettim. Boş verin bir şey olmaz onlara. Kötüye bir şey olmaz. Bak hemen daha başında geldiniz yola yordama. ODTÜ ağır değil ki. ODTÜ yü tartacak kuyumcu terazisi daha icat edilmedi. ODTÜ demek bilgi demektir. Bilgi evrendeki en hafif maddedir. Madde bile denmez ne ağırlığı vardır ne de kütlesi.
Uçucudur bilgi. Bir bakmışsın tüm öğrendiklerin uçup gitmiş sana kalan sadece anılar. ODTÜ içinde de biz makinacıların farkı vardı. Makinacılar ve diğerleri. ODTÜ de her öğrenciye bilgi yüklemesi yapılır. Her bilgi açıktır açıktadır. Tüm bildiklerini anlatırlar. Makina Mühendisliğinde  ise durum biraz farklıdır. Bize bilgi doğrudan verilmez. Bilgiye nasıl ulaşacağımız öğretilir. Hayal etmek öğretilir yaratmak, yaratıcı olmak gösterilir.Biz makinacılara Türkçe sözlüklerde yer almayan "CHALLENGE" öğretilir, "JIDOKA" anlatılır. Biz makinacılar farklı yaklaşırız olaylara kanıtlanana kadar her şey bir teoriden ibarettir. Bilgiler bize verilen değil, bizim arayıp…

KADININ ADI

Kiraz.
23 yıla 100 yılı sığdırmış gibi hissediyordu.  Gözü sol elindeki derin ize takıldı. 12 yaşında Babaannesinden zorla alınıp götürüldüğü yetiştirme kampında oluşmuştu bu iz. Bir film şeridi gibi geçti gözlerinin önünden.
Babaannesi saklanmasını söylemişti telaşla, "Saklan kimse seni bulamasın çabuk çabuk geldiler..."
Son iki yıldır her gün bu oyunu oynuyorlardı. Yine oyun sandı Kiraz. Canı o gün saklanmak istemiyordu. Babaannesinin o telaşını dahi anlayamamıştı.
Biran Babaannesini yerde gördü. Üstüne basarak geldiler yanına. Ne olduğunu daha anlayamadan Kiraz'ın koluna yapıştı birisi. "Bizden saklayabileceğini sanıyor" diye söylendi bileğin dövme olan polis. Sürüklercesine götürdüler kirazı.
Üç gün boyunca ağlamıştı.
Kaçmaya çalıştığı için elinde o yara oluşmuştu. DÇTK dan kaçmanın imkansız olduğunu söylüyorlardı hep. İlk kaçma girişimini yaptığında onu yakalayan görevli ucube elini tutup bileğine kadar kaynayan suyun içine sokmuştu. Tekrar yapmasın diye..…

Gazete değil de sanki...

Ne gazeteymiş bu arkadaş...
Bir yazı yazıyor... isimsiz ihbara dayalı yazılar...
Hooop ülkenin muhalif gazetecileri Silivri'ye
Bir yazı çıkıyor
3 gün sonra bilim adamları rektörler Silivri'ye
Senaryo hep aynı gazetede yazılıyor
Bir bakıyorsunuz yeni bir yazı...
Siz hadi canım diyene kadar onlarca Genaral Hasdal'a
Kalanı mı onlarda Silivri'ye
Yazılar hep aynı zamanlama ile çıkıyor
Hay Allah hala muhalefet eden mi var
Yaz bir yazı
Kalan muhalifler doğruuu Silivri'ye
Eskiden usta gazeteciler vardı
Futbolla uyuturlardı milleti...
Bir derbi yada bir milli maç
Maç mı harp mi belli değil...
Ama Adnan tutturamadı hamuru TT ARENA bile ilaç olmadı...
Eh Fener - Galata derbisinin de tadı kalmadı
Yaz oğlum oradan bir karışık
Haydiii doğru Silivri'ye
Basılmayan kitapları ateşten koruma operasyonu da tamam...
Yap koçum mağduriyet edebiyatı
Yazmaydı yemeniydi ne çare
Türbanlı oldu biçare
Yaz ordan ortaya bir Kars kaşarı
Yıkarız yaptığımız ucubeyi...
Mal müdürleri varken bu ülkenin
Ma…

BURSA'DAKİ OLAYLARI ANALİZ EDEBİLMEK.

Bursa biranda haftasonu oynanacak Beşiktaş maçı öncesi çıkan olaylar ile gündeme geldi.
Bursaspor ile Beşiktaş arasında oynanan maçlar yıllardır benim çocukluğumda dahi hep gerilimi yüksek olmuştur.
Hatta bir dönem federasyon bu maçlara Beşiktaşlı olduğu açıkça bilinen Erman Toroğlu'nu atıyarak gerilimi yükseltmiştir.
Gerilimin kaynağını bulabilmek için tarihsel bir araştırma gerekir.
Hala süregelmesi ise iki taraftar topluluğunun incelenmesi ile olur.
Gelin biz bu incelemeyi bir başka yazıya bırakalım.
Biz cumartesi gününü
Ekrana yansıyan görüntü ve fotoğrafları inceliyelim.
Çünkü ortada Beşiktaş taraftarı yok
Olayların içinde yeşil beyaza bürünmüş bir gurup fanatik ve karşılarında huzuru sağlamakla görevli polisler var.
Stadın dışında gelişen sporla uzaktan yakından ilgisi olmayan
Hiç bahaneye sığdırılamıyacak bu olaylar aslında kırık dökük bir zinciri halkaları.
Olaylar stad dışında geliştiği ve son bulduğu için bizde stadın dışına bakalım.
Bursa,
Büyükşehir Belediye Başkanı, …

10 NUMARA ALAVERE DALAVERE

Haftasonu gazetelerde gözzlerden kaçan bir haber vardı.
Bir Bakanımız buyurdular;
"Motorin yerine 10 Numara yağ kullananlar yanacaklar"
Kimse dikkat etmedi yorumlamadı bile
Entel dantel aydınların umurunda değil
Cemaatten beslenen kargaların umurunda değil
Çoğu altında lükse arabalar,  jipler
Nedir arkadaş bu 10 numara yağ kim kullanır
Neden kullanılır
Hem neden kullannanlar yanıyor
Üreten satan ne olacak
Nedir bu fakirin çektiği demiyeceğim tabii
Ama kullananlarda hani refah, ferah yaşamıyorlar.
Bu yakıtı kullananlar dizel araç sahipleri
Ağır vasıtalarda kullanıyorlar.
Dünyanın en pahalı yakıtının satıldığı bu ülkede
Ekmek parası için borç harç aldıkları pahalı araçlarına
3 kuruş buldukları işin üzerinden para kazanabilmek için kullanıyorlar.
Çiftçiler kullanıyor traktörlerinde
Tohum amerikalının, israillinin elinde düşmüş durumda
Gübre işi almandan sorulur oldu
Enflasyonu arttı mı suçlu olan domatesi biberi 2 kuruş ucuzlatmak için kullanıyorlar.
Ama bakanımız buyurmuşlar k…

KORKU KRALLIĞI 1

Tek bir yazı da korkunun işlenebileceğine inanmadığım için 1 diye yazdım.
Belki 10 da belki de 100 de tamamlarız.
Belki benim yazamadıklarıma da sizlerde birşeyler eklersiniz.
İnsanları yönetmek, daha doğrusu gütmek için kullanılan en önemli araçtır.
Doğduğumuz günden itibaren korku içerisinde büyütülürüz
Hem de bizi canından bile çok seven anne babalarımızla başlar korku.
Severken bile korku fısıldanır çoğumuzun kulağına
Cıııssss elleme sakın
Çoğumuz sevgiye aç büyür
En büyük korku ise bizi yaratanadır
Yaptığınız en küçük bir hatanın sonrasında. "ALLAH KORKUSU YOK" bunun denir arkanızdan
Oysa beni yaratandan,
beni doğurandan,
beni doğrtandan,
neden korkayım.
En büyük sevgiyi onlara duyuyorum ben.
Ama sevgi ayrı bir konu, araya sevgi ve özgürlük yazıları da kaleme alacağım.
Çocukluğumuzda bize öğretilen korkular
Büyüklere el kalkmaz, taş olursun sonra
Oysa büyüklerin eli kalkıyor,
Çocuk zaten korumasız gücü yetse koruyacak belki de kendini
Ama olmazzzz büyüklere el kaldırm…