Yayınlar

KADININ ADI

Kiraz.
23 yıla 100 yılı sığdırmış gibi hissediyordu.  Gözü sol elindeki derin ize takıldı. 12 yaşında Babaannesinden zorla alınıp götürüldüğü yetiştirme kampında oluşmuştu bu iz. Bir film şeridi gibi geçti gözlerinin önünden.
Babaannesi saklanmasını söylemişti telaşla, "Saklan kimse seni bulamasın çabuk çabuk geldiler..."
Son iki yıldır her gün bu oyunu oynuyorlardı. Yine oyun sandı Kiraz. Canı o gün saklanmak istemiyordu. Babaannesinin o telaşını dahi anlayamamıştı.
Biran Babaannesini yerde gördü. Üstüne basarak geldiler yanına. Ne olduğunu daha anlayamadan Kiraz'ın koluna yapıştı birisi. "Bizden saklayabileceğini sanıyor" diye söylendi bileğin dövme olan polis. Sürüklercesine götürdüler kirazı.
Üç gün boyunca ağlamıştı.
Kaçmaya çalıştığı için elinde o yara oluşmuştu. DÇTK dan kaçmanın imkansız olduğunu söylüyorlardı hep. İlk kaçma girişimini yaptığında onu yakalayan görevli ucube elini tutup bileğine kadar kaynayan suyun içine sokmuştu. Tekrar yapmasın diye..…

Gazete değil de sanki...

Ne gazeteymiş bu arkadaş...
Bir yazı yazıyor... isimsiz ihbara dayalı yazılar...
Hooop ülkenin muhalif gazetecileri Silivri'ye
Bir yazı çıkıyor
3 gün sonra bilim adamları rektörler Silivri'ye
Senaryo hep aynı gazetede yazılıyor
Bir bakıyorsunuz yeni bir yazı...
Siz hadi canım diyene kadar onlarca Genaral Hasdal'a
Kalanı mı onlarda Silivri'ye
Yazılar hep aynı zamanlama ile çıkıyor
Hay Allah hala muhalefet eden mi var
Yaz bir yazı
Kalan muhalifler doğruuu Silivri'ye
Eskiden usta gazeteciler vardı
Futbolla uyuturlardı milleti...
Bir derbi yada bir milli maç
Maç mı harp mi belli değil...
Ama Adnan tutturamadı hamuru TT ARENA bile ilaç olmadı...
Eh Fener - Galata derbisinin de tadı kalmadı
Yaz oğlum oradan bir karışık
Haydiii doğru Silivri'ye
Basılmayan kitapları ateşten koruma operasyonu da tamam...
Yap koçum mağduriyet edebiyatı
Yazmaydı yemeniydi ne çare
Türbanlı oldu biçare
Yaz ordan ortaya bir Kars kaşarı
Yıkarız yaptığımız ucubeyi...
Mal müdürleri varken bu ülkenin
Ma…

BURSA'DAKİ OLAYLARI ANALİZ EDEBİLMEK.

Bursa biranda haftasonu oynanacak Beşiktaş maçı öncesi çıkan olaylar ile gündeme geldi.
Bursaspor ile Beşiktaş arasında oynanan maçlar yıllardır benim çocukluğumda dahi hep gerilimi yüksek olmuştur.
Hatta bir dönem federasyon bu maçlara Beşiktaşlı olduğu açıkça bilinen Erman Toroğlu'nu atıyarak gerilimi yükseltmiştir.
Gerilimin kaynağını bulabilmek için tarihsel bir araştırma gerekir.
Hala süregelmesi ise iki taraftar topluluğunun incelenmesi ile olur.
Gelin biz bu incelemeyi bir başka yazıya bırakalım.
Biz cumartesi gününü
Ekrana yansıyan görüntü ve fotoğrafları inceliyelim.
Çünkü ortada Beşiktaş taraftarı yok
Olayların içinde yeşil beyaza bürünmüş bir gurup fanatik ve karşılarında huzuru sağlamakla görevli polisler var.
Stadın dışında gelişen sporla uzaktan yakından ilgisi olmayan
Hiç bahaneye sığdırılamıyacak bu olaylar aslında kırık dökük bir zinciri halkaları.
Olaylar stad dışında geliştiği ve son bulduğu için bizde stadın dışına bakalım.
Bursa,
Büyükşehir Belediye Başkanı, …

10 NUMARA ALAVERE DALAVERE

Haftasonu gazetelerde gözzlerden kaçan bir haber vardı.
Bir Bakanımız buyurdular;
"Motorin yerine 10 Numara yağ kullananlar yanacaklar"
Kimse dikkat etmedi yorumlamadı bile
Entel dantel aydınların umurunda değil
Cemaatten beslenen kargaların umurunda değil
Çoğu altında lükse arabalar,  jipler
Nedir arkadaş bu 10 numara yağ kim kullanır
Neden kullanılır
Hem neden kullannanlar yanıyor
Üreten satan ne olacak
Nedir bu fakirin çektiği demiyeceğim tabii
Ama kullananlarda hani refah, ferah yaşamıyorlar.
Bu yakıtı kullananlar dizel araç sahipleri
Ağır vasıtalarda kullanıyorlar.
Dünyanın en pahalı yakıtının satıldığı bu ülkede
Ekmek parası için borç harç aldıkları pahalı araçlarına
3 kuruş buldukları işin üzerinden para kazanabilmek için kullanıyorlar.
Çiftçiler kullanıyor traktörlerinde
Tohum amerikalının, israillinin elinde düşmüş durumda
Gübre işi almandan sorulur oldu
Enflasyonu arttı mı suçlu olan domatesi biberi 2 kuruş ucuzlatmak için kullanıyorlar.
Ama bakanımız buyurmuşlar k…

KORKU KRALLIĞI 1

Tek bir yazı da korkunun işlenebileceğine inanmadığım için 1 diye yazdım.
Belki 10 da belki de 100 de tamamlarız.
Belki benim yazamadıklarıma da sizlerde birşeyler eklersiniz.
İnsanları yönetmek, daha doğrusu gütmek için kullanılan en önemli araçtır.
Doğduğumuz günden itibaren korku içerisinde büyütülürüz
Hem de bizi canından bile çok seven anne babalarımızla başlar korku.
Severken bile korku fısıldanır çoğumuzun kulağına
Cıııssss elleme sakın
Çoğumuz sevgiye aç büyür
En büyük korku ise bizi yaratanadır
Yaptığınız en küçük bir hatanın sonrasında. "ALLAH KORKUSU YOK" bunun denir arkanızdan
Oysa beni yaratandan,
beni doğurandan,
beni doğrtandan,
neden korkayım.
En büyük sevgiyi onlara duyuyorum ben.
Ama sevgi ayrı bir konu, araya sevgi ve özgürlük yazıları da kaleme alacağım.
Çocukluğumuzda bize öğretilen korkular
Büyüklere el kalkmaz, taş olursun sonra
Oysa büyüklerin eli kalkıyor,
Çocuk zaten korumasız gücü yetse koruyacak belki de kendini
Ama olmazzzz büyüklere el kaldırm…

BALKONDAN SIZANLAR

Bugün kuzenim bir videoyu paylaşınca yazmadan edemedim.
Video böl ve yönet üzerine hazırlanmış
Seyredenleri kendi fikirleri içinde fikirsizliğe sürükleyecek cinsten
Kendin pişir kendin ye demogojisine katkı.
Bir balkon kilasiği başladı biliyorsunuz.
Kazanan da çıkıyor kaybeden de
Balkon deyince eskiden bizim aklımız biraz muzır çalışırdı.
Hanımefendilerin göğüslerine verdiğimiz yüzlerce isimden sadece biri idi.
Konuyu daha fazla dağıtmadan biz yeni Balkon imajına gelelim.
Gelelim ki muzır neşriyat olupta poşetlenmekten kurtulalım.
Bu balkon siyasi liderlerimiz seçim sonrasında
Nedenini hala anlıyamadığım şekilde parti binası önünde toplanan
Zaferi yada hüzünü yaşayan destekçilerine yapmış olduğu değerlendirme
Artık biz bunlara balkon konuşmaları diyoruz.
Her seçimde tekrarlanır oldu.
Ben doğrusu evimde televizyondan bile dinlemedim.
Neden biliyormusunuz?
Adım kadar emindim neler söyleyeceğinden de ondan
Seçim öncesinde
Her medyaya çıktığında, her meydan da ufak ufak imalar vardı zaten

BİR ÇİFT KANAT OLMAK

Martıyı özgürlüğe uçuran içgüdüsümüdür yoksa güçlü kanatları mı?
Biz demezmiyiz aklı kıt olanlara düşünemeyenlere kuş beyinli diye
Oysa bir kuş kadar özgürlüğümüz yok
Kuşun özgürlüğü çok düşünmesinden değil kanatlarından
Özgürlüğünü de gücünü de kanatlarından alıyor.
Kuş derken uçamayan deve kuşlarından bahsetmiyorum
Kuş derken leşlerle beslenen akbabalardan da
Özgürlüğün simgesi haline gelen Martılardan bahsediyorum.
Hiç düşündünüz mü neden martılar özgürlüğün simgesi olmuştur
Neden Richard Bach Mart kitabını yazmıştır.
O martıya neden Jonathan adını vermiştir.
O kitapla beraber belki de özgürlük martı ile eş değer görülmeye başlamıştır.
Martılar kuş ailesinin içinde hava da en uzun süre kalabilen kuşlardır.
Buna göç etme yeteneklerine sahip kuşlarda dahildir.
Uçakların kanat hareketleri Martıların neredeyse birebir benzeridir.
Çok güçlü kanatlara sahip olan bir kartal bir atmaca dahi
Bir martı kadar uzun süzülemez hava da sanki hareketsizmişçesine duramaz
Bach bütün bu gözlemlerini …