Yayınlar

KORKU KRALLIĞI 1

Tek bir yazı da korkunun işlenebileceğine inanmadığım için 1 diye yazdım.
Belki 10 da belki de 100 de tamamlarız.
Belki benim yazamadıklarıma da sizlerde birşeyler eklersiniz.
İnsanları yönetmek, daha doğrusu gütmek için kullanılan en önemli araçtır.
Doğduğumuz günden itibaren korku içerisinde büyütülürüz
Hem de bizi canından bile çok seven anne babalarımızla başlar korku.
Severken bile korku fısıldanır çoğumuzun kulağına
Cıııssss elleme sakın
Çoğumuz sevgiye aç büyür
En büyük korku ise bizi yaratanadır
Yaptığınız en küçük bir hatanın sonrasında. "ALLAH KORKUSU YOK" bunun denir arkanızdan
Oysa beni yaratandan,
beni doğurandan,
beni doğrtandan,
neden korkayım.
En büyük sevgiyi onlara duyuyorum ben.
Ama sevgi ayrı bir konu, araya sevgi ve özgürlük yazıları da kaleme alacağım.
Çocukluğumuzda bize öğretilen korkular
Büyüklere el kalkmaz, taş olursun sonra
Oysa büyüklerin eli kalkıyor,
Çocuk zaten korumasız gücü yetse koruyacak belki de kendini
Ama olmazzzz büyüklere el kaldırm…

BALKONDAN SIZANLAR

Bugün kuzenim bir videoyu paylaşınca yazmadan edemedim.
Video böl ve yönet üzerine hazırlanmış
Seyredenleri kendi fikirleri içinde fikirsizliğe sürükleyecek cinsten
Kendin pişir kendin ye demogojisine katkı.
Bir balkon kilasiği başladı biliyorsunuz.
Kazanan da çıkıyor kaybeden de
Balkon deyince eskiden bizim aklımız biraz muzır çalışırdı.
Hanımefendilerin göğüslerine verdiğimiz yüzlerce isimden sadece biri idi.
Konuyu daha fazla dağıtmadan biz yeni Balkon imajına gelelim.
Gelelim ki muzır neşriyat olupta poşetlenmekten kurtulalım.
Bu balkon siyasi liderlerimiz seçim sonrasında
Nedenini hala anlıyamadığım şekilde parti binası önünde toplanan
Zaferi yada hüzünü yaşayan destekçilerine yapmış olduğu değerlendirme
Artık biz bunlara balkon konuşmaları diyoruz.
Her seçimde tekrarlanır oldu.
Ben doğrusu evimde televizyondan bile dinlemedim.
Neden biliyormusunuz?
Adım kadar emindim neler söyleyeceğinden de ondan
Seçim öncesinde
Her medyaya çıktığında, her meydan da ufak ufak imalar vardı zaten

BİR ÇİFT KANAT OLMAK

Martıyı özgürlüğe uçuran içgüdüsümüdür yoksa güçlü kanatları mı?
Biz demezmiyiz aklı kıt olanlara düşünemeyenlere kuş beyinli diye
Oysa bir kuş kadar özgürlüğümüz yok
Kuşun özgürlüğü çok düşünmesinden değil kanatlarından
Özgürlüğünü de gücünü de kanatlarından alıyor.
Kuş derken uçamayan deve kuşlarından bahsetmiyorum
Kuş derken leşlerle beslenen akbabalardan da
Özgürlüğün simgesi haline gelen Martılardan bahsediyorum.
Hiç düşündünüz mü neden martılar özgürlüğün simgesi olmuştur
Neden Richard Bach Mart kitabını yazmıştır.
O martıya neden Jonathan adını vermiştir.
O kitapla beraber belki de özgürlük martı ile eş değer görülmeye başlamıştır.
Martılar kuş ailesinin içinde hava da en uzun süre kalabilen kuşlardır.
Buna göç etme yeteneklerine sahip kuşlarda dahildir.
Uçakların kanat hareketleri Martıların neredeyse birebir benzeridir.
Çok güçlü kanatlara sahip olan bir kartal bir atmaca dahi
Bir martı kadar uzun süzülemez hava da sanki hareketsizmişçesine duramaz
Bach bütün bu gözlemlerini …

PENTAGRAM, WHITESNAKE, BON JOVI VEEEE JUDAS PRIEST

Ne hafta ama
Cuma Bon Jovi
Pazar Judas Priest
Değdi değdi...
Değmez mi hiç
TT Arena açıldı açılalı
Galatasaray'ım bile dolduramadı bu kadar
Ülkemde ne kadar çok Bon Jovi hayranı varmış meğerse.
Son dönem de Rock müziğin en önemli ilahı
Sesi, sahneye hakimiyeti seyirci ile diyaloğu ne kadar usta olduğunun göstergesi
Konserin başından sonuna kadar seyirciye hakimdi
Hem seyirci eğlendi hem de kendisi
Seyirci profiline gelince her kesimden insan vardı.
Benim gibi bir heavy metalcinin bile beğenisini kazandıktan sonra
Tek sorun TT Arena dan çıkış
O muhteşem stad neredeyse tek metroya muhtaç bırakılmış durumda
Pazar gününe 16:30 da Pentagram la başlamak istedim.
Çok kısa bir performans olsa da başarılı bir grup
Son dönemlerde Türkiye de yetişen ender iyi gruplardan biri
Tek sıkıntıları kendilerine güvenleri az.
Biraz daha ne yaptıklarını farkına varmaları lazım.
Metal yapmak zordur, heavy metal daha da zordur.
Bu zoru başarıyorlar ama bir kendileri farkında değiller..
Hele Aşık Veysel&#…

BEN BÖYLE EĞİTİMİN...

Sıcaklar geldi
Benim yazılar gitti.
Yazmam artık bu sıcakta
Parmağımı oynatmam derkennn
Bir haber,
"Kuran Kurslarında yaş sınırı kalkacak"
Bakan açıklamış efendim.
Artık kundakta vızıklayan bebe bile
Daha emmeyi öğrenmeden Kuran kursuna gidecek
Yaş sınırı yok
Gider mi
Gider tabii
6 yaşındaki kızının başını sarmalıyan zihniyet gönderir
Birden aklıma geldi
Herkes gider Mersine
Bizimkiler tersine
Sahi Kuran Kursları ilk ne zaman açılmıştı
Bilen hatırlayan var mı?
Cumhuriyet döneminde ilk Kuran Kursu İsmet İnönü döneminde açılmıştı
Ağzınız açık mı kaldı evet
Sonra imam hatipler liseleri açıldı
Sonra arapçayı Kuran'ı ingilzce okuyup öğrensinler diye
Anadolu İmam Hatip liseleri
Türkiyenin her ilinde bir Üniversite ve her Üniversite de bir ilahiyat fakültesi
Eh imam hatipli bir Başbakanımız da oldu Allahın izniyle
Ben de merak ederdim ne yapacak bu imam hatipten mezun olan arkadaşlar.
Öğrendim ki Başbakan olacaklarmış.
Yakındır imam olmayana iş yok deneceği günler
Sonra buy…

YÖNETİCİ OLMAK

Yönetici olmak kolay değil
Birçok kişi yönetmeyi koyun gütme ile karıştırıyor
Karıştırmayın efendim koyun gütmek daha zor
Öküzün patron olduğu ahırda çoban olmak gerçekten zor.
Nerden çıktı bu şimdi demeyin
Bu sıcakta yazdım ama kesmedi
Herşey bitti Kuran kurslarında yaş sınırı kaldırıldı
Haber beni derinden yaraladı
Günlerdir elma haberlerini okumaktan sıkıldım diyordum ki
Bugün iki elma haberi daha
İster bir şirketi yönetin isterseniz bir ülkeyi
Yönetmeyi bilirseniz bir ülkeden fazlasınız demektir
Bugün iki elma haberini Kuran kursu haberi süsleyince
Bir yazı yetmez iki olsun dedim
İlk elma haberi Amerika Birleşmiş Arpalıklar Topluluğu açıklamış
Kasalarında bu koskoca ülkenin
Dünyanın bütün denizlerinde filoları olan
Elini kıçına sürüp dünya üzerinde bokunu silmediği ülke kalmaya
Sıkıştımı bedava para basan ABD nin kasasında nakit 73 milyar dolar civarında para varmış
Nedir  ki bu para elmanın elinin kiri
Elma şirketinin kasasında 76 milyar dolarcık varmış
Haberdeki fotoda afilli h…

KORKU KRALLIĞI 4

Korkutulduk dostlar yıllar boyunca korkutulduk.
Korkular eğitmeyi bilmeyen ebeveynlerimiz ile başladı
Eti senin kemiği benim diyerek teslim edildiğimiz
Bugünlerde atama derdine düşürülen eğitmenlerimizle devam etti
Sonra birileri çıktı "Vurulduk ey halkım" dedi
Kendisini nerelerde görüyorsa
Bütün halk onun ya
Yok yok merak etmeyin konuyu saptırmayacağım
Bunun konumuzla ilgisi yok
Korku deyince tüylerinizin ürperdiğini hissettim
Biraz rahatlayın istedim.
Meraklanmayın sıkışınca bende korkutmaya çalışıyorum oğlumu
Baktım yetmedi yapıştırıyorum tehtidi
Biz zamanında korkardık.
Yıllarca islamın 5 şartını ezberlemezsem
Gözümdeki ilah babamın cehennemde yanacağı ile korkutuldum
Sadece ben mi o dönemde yaşamış çevremdeki tüm çocuklar
Korku hikayeleri anlatıldı hep
Peygamber efendimiz çıkmış gezmeye
Yolda bir çoban ve oğlu ile karşılaşmış
Sormuş çocuğa yavrum islamın şartı kaçtır
Çocuk doğru cevap verdi baba cennete
Bilemedi babası gözlerinin önünde taş
Daha okuma yok yazma yok
Cen…

SEBEBİN OLMAK

Tolstoy der ki!
"Tek önemli vakit vardır, içinde bulunduğunuz an. O an en önemli vakittir, çünkü... Sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur."
Hayat ile ilgili hep bahaneleriniz vardır
Oysa sebepleriniz olmalı
Sevmek için
Sevilmek için
O anı yaşamak için sebepleriniz olmalı
Tolstoy un bu sözü ile
Evlenme teklifi yapılabilir

Sonuna;
Benimle hayatı paylaşırmısın,
Benim sebebim olurmusun
diye ekleyerek...
Evlilik sebebin olmak değilmidir
Hayatı paylaşmak
İyi anı
Kötü anı
Hastalığı
Gülmeyi
Kızmayı paylaşmak değilmidir
Hayatı paylaşmak
Beraber çay içmek
Birlikte kahvaltı edebilmek
Akşam yemekte göz göze gelip gülümsemek
Koluna girip başını omzuna koyabilmek
Denize bakarken suyun sesini duyabilmek için
Konuşmadan dakikalarca durabilmek
Tenini kokunu paylaşmak
Elinde oynadığın oy…

KEMİK KIRAN SABRİ

Adı Sabri
Lakabı Kemik Kıran
Sokağımızın en şahsiyetli varlığı
Kadınların ve çoğu genç kızın korkulu rüyası
Önünden göz göze gelmemeye çalışarak geçtiğimiz
Yine de kadın erkek çocuk yaşlı hepimizin sevdiği
Sabri
Kemik kırarken çıkan ses tüylerimizi diken diken ederdi
Kadın erkek fark etmez hepimiz bakışlarından çekinirdik.
Sokağın sol üst köşesi ona aitti
Çocukluğumun geçtiği bu sokak
Sabri sayesinde bu sokakta tek bir hırsızlık olmamıştı
Mahallede hırsızların ziyaret edemediği tek sokak bizimkiydi.
Sabri tüm bu sert mizacına rağmen biz çocukların en iyi oyun arkadaşı idi
Top oynarken
İp atlarken
Cilli yuvarlarken
O hep yanımızda olurdu.
Ama özellikle çelik çomak oynamayı severdi
Ah bir de kemik kırmasa
Sokağımızın çocuklarını 3 sokak ileride ki okula götürür
Çıkış saatinde gelir bekler
Güvenle evlerine teslim ederdi
Figen vardı bizim sınıfta
Karşı komşunun kızı
Çok severdi Sabriyi bir gün kemik kırışını seyredene kadar
O günden sonra Sabrinin değil hep benim yanımda gidip geldi okula

NACİ

Orta Doğu Teknik Üniversitesinde ikinci yılımdı.
Tüm kampüse tepeden bakan 8. yurtta kalıyorduk.
En üst katta
Bizim odamızın manzarası Eymür gölüne doğru uzanan ormanlık alandı
Bu alana girmemiz yasaktı.
Pencereyi açıp ormanı koklayıp derin derin içime çekerdim.
Odalar 6 kişilik idi.
İki odayı birbirine bağlayan koridorda elbise dolapları,
Bir oda kapısının yanında tuvalet diğerinde duş bulunurdu.
Bizim odaya bir yan odaya iki yeni arkadaş katılacaktı.
Mezun olanların yerine değil...
12 Eylül baskısı hala devam ediyordu bu 3 arkadaşta yurttan bir gece yarısı alınıp götürülmüşlerdi
Tutuklandıkları bilgisi ise haftalar sonra gelmişti bize
Odanın ortasında bulunan çalışma masamı açmıştım ki içeriye Confucius girdi.
Biz ona Confucius derdik, sakinliği, sabrı ve bilgisi ile bunu hakediyordu.
Koridora çıkıp elbiselerimi dolaba yerleştirmeye başlamıştım ki
Yan odaya gelen ilk çaylağı gördüm....
Gülümsedim ve elimi uzattım.... Naci dedi
Üzerinde kahverengi bir ceket
Beyaz bir gömlek
Kahvereng…

YAKALIM GİTSİN

Baharın ilk günleri idi.
Güneş Ankara'da kendini göstermeye başlamıştı.
ODTÜ yurtlar bölgesi sakinleri güneşli pazar gününün tadını çıkarıyorlardı.
Susku, Confucius ve ben ikinci yurdun önünde çimenlerde uzandık.
Gözlerim az ileride basket oynayanlarda, kulaklarım bizimkilerin sohbetinde
Aklım basket oynayanlarda ama bahar çarpmış bedenimi
Müdavimler sahada, Süha, Bülent, Levent
Serdar saha kenarından taktik verip laf atmadan duramıyor
Mavi okul otobüsü geldi şehirden içinde 3 kişi ile
Kim gelir ki bu saatte şehirden diye düşünürken
Boynuna çarpraz astığı çantası ile Nihal indi
Aklı şehirde kalmış gibi
Antalya'lı o bu güneşe inat kalın giyinmişti
Suskunun sesi ile irkildim "Hadi şehire gidip içki alalım."
"Ne içeceğiz?" dedi Confucius "Votka mı rakı mı?"
Susku, "Votka alalım kokmaz bari."
Confucius, "Kim gidip alacak peki? Yanında portakal suyuda alsın."
Tembel bunlar tembel
Bana baktılar...
"Tembel tenekeler hadi gidip al…

ALPTEK

ODTÜ anıları biter mi?
Alptekin namı diğer Alptek Makina Bölümünden arkadaşım.
Tanıdığım için şanslı ve mutluyum diyebileceğim hayatımdaki ender insanlardan biri.
Yanında kendinizi neşeli mutlu hissedebileceğiniz bir dost.
...
Alptek ile tanışmam 2. yurdun kantininde oldu.
Bursa Anadolu Lisesinden gelmişlerdi üçü de; Alptek, Murat ve Tansel.
Levent, Süha ve Serdar ile birlikte oturuyorlardı.
Tam bir Bursalılar toplantısı gibi
Levent tanıştırmıştı hepimizle. Murat ile aynı mahallede oturuyorlardı Bursada.
ODTÜ de onların birinci senesinin bizim ikinci senemizin ilk günleri idi.
Biz üniversitede onlar lisede hazırlık okumuşlardı.
Çayımızı içip konuşuyorduk
Sohbetin konusu ODTÜ ve yurtlar üzerine yoğunlaştığı bir anda
"HHHAAAAKKKK TTUUUUU" ve hemen peşinden "HHÜÜÜÜÜÜÜPPPPPPP" sesi duyuldu
Katindeki tüm gözler hemen bizim gurubun üzerinde yoğunlaştı.
Evet sesler Alptekinden çıkmıştı
Bu ufak tefek yüzünden gülücük eksik olmayan adamdan.
Yurtlar bölgesinin Alptek ile tan…

DARI AMBARI

Şu Türk basını bazen çok saf olabiliyor.
Neredeyse tamamı hükümete yalakalığı abartmış durumda
Manşetlerde nasıl mükemmel bir ülkede yaşadığımız haberlerinden geçilmiyor.
Doktoruna hasta bakmasını yasaklayıp
İthal doktor arayan bir ülke
Yatırım için yabancı sermaye sıraya girmiş
Herşey güllük gülistanlık
Hatta iflasını açıklayan Yunanistan'a bile bıyık altından gülüyorlar
Sonra bir bakıyorsunuz yalakalık sevdalısı gazetelerimizde
Araya sıkışmış bir haber
Avrupa'nın en zengin ülkesi Luksemburg.
Merak edip okuyorsunuz.
Yayınlanan tabloya bakıyorsunuz.
O da ne
Battı bitti denen Avrupa da durumu en kötü ülke Türkiye
Allah allah hani dün büyüme de Çin'in arkasından ikinci olup Çin Çin bağlarından zil çalmadılar mı?
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu böyle
Büyü büyü yoksa büyü dedikleri ne sihirdir ne keramet el çabukluğu mu marifet.
Tekrar okuyorum haberi battı denen Yunanistan'ın milli geliri bizim iki katımız
Luksemburg vatandaşının geliri canım vatandaşımın gelirinin tam …

TELDEN ARABA

Bahçeli bir evde doğdum.
Çocukluğumda bahçeli bir evde geçti.
Sokağımızdaki evlerin biri hariç hepsi bahçeli idi.
Aşağı köşedeki caminin hemen üstündeki evin kapısında apartman yazıyordu.
O bile sadece 3 katlı idi.
Tüm çocuklar sokakta oynardık.
Neler mi oynardık.
Genelde kızlı erkekli karışık oyunlarımız vardı
Kızlar büyüdüklerine karar verip aramızdan tektek ayrılana kadar
İstop oynadık,
Yakartop oynadık
İp atladık
Ayak ipi oynardık
Taş sektirirdik.
Saklambaç ve elim sende oyunları vazgeçilmez oyunlardı.
Şimdi istop nedir der gibi baktığınızı düşünüyorum.
Çok eğlenceli idi.
Bir top yeterdi oynamak için.
Ebe olan topu havaya atar ve birinin adını söyler.
Geriye kalan herkes mümkün olduğu kadar uzağa kaçardı.
Oyunda önemli olan topu yakalayandan sizi vuramayacağı mesafeye kaçmaktı.
Yakartop ta benzer bir oyundu.
İki rakip oyunucunun arasında durur attıkları toplardan kaçmaya çalışırsınız.
Atılan topu yere düşürmeden yakalarsanız ilave bir can kazanırdınız.
Ayak ipi de gelişme çağındak…

35 mm.

Resim
ODTÜ de ilk aylarımdı.
1980 sonrası gelenler bilir.
Yasakların çok olduğu dönemdi.
Staddan DEVRİM yazısı silinememiş olsa da,
Stadın yanındaki ağaçlık alandan bölümlere geçmek yasaktı.
Mühendislikte okuyup yurtlarda kalanlar stadın etrafında tur atmak zorundaydılar.
Sık sık sokağa çıkma yasakları vardı o günlerde ülkede.
Hafızam beni yanıltmıyorsa, 1980 sonrası ilk oy kullanımında
Gazetelerin birinde yarın oy kullanacağız sokağa çıkma yasağına uyalım diye manşet atmıştı.
Nasıl yani sokağa çıkmadan oy kullanmak...
ODTÜ de bu yasaklaradan bolca nasiplenmişti.
Ağaç altında oturmak yasak
Ağaçlık alandan geçmek yasak
İki ağaç arasında durup dilek tutmak serbest
3 kişinin yan yana yürümesi bile yasaktı.
Ankara'nın ayazına da alışmıştım ama bana yasaklar zor geliyordu.
Ankara'nın ayazı insanın iliklerine kadar işler.
O hafta Tunalı Hilmi'den 35 mm küçük bir fotoğraf makinası almıştım.
36 Pozluk filmi de içine takmıştım.
Çocukluktan beri fotoğraf çekmeye ilgim vardı.
İlk makinam h…

GÜLÜMSETEN YAZLAR

İlkokul üçüncü sınıfın son günü idi.
Karnelerimizi almıştık.
Okulun önünden geçen dolmuşa el kaldırdım.
Heykel - Gençosman dolmuşu idi.
Arka kapıyı açıp bindim.
Gülüştüler dolmuştakiler.
50 Kuruş uzattım şöföre doğru alırmısınız diyerek.
Yine gülüştüler.
30 kuruş para üstünü alıp önlüğümün cebine koydum.
Şöför aynadan bakarak, hayırdır nereye diye sordu.
Karnemi aldım babamla dedeme göstermeye dükkana gidiyorum. Bu yaz dükkanda çalışacağım dedim.
Yine gülüştüler.
Önde oturan teyze karnen nasıl diye sorunca birazda utanarak hepsi beş dedim.
Dükkanın önüne geldiğimizde sağda inebilimiyim dedim.
Gülüştüler, indim.
Yalova Yolunun girişinde dükkan.
Daha yolu ucube gibi bizim dükkanın üstünden geçirmemişlerdi.
Öne 4 otobüs içeriye 4 otobüs alınırdı.
Karoserci idi hem dedem hem de babam
Otobüslerin arasından geçip içeriye girdim.
Babam bir otobüsün yan sacını çekiyordu.
Dedem ise bir başka otobüsün dolap kapağını ayarlıyordu.
Babaaaaa karnemin hepsi beşşşş diye bağırdığım da
İlk tepki dedemd…

VURSUNLAR BİRTANE DAHA

Susku, ranzada üst komşum, ben alt katta o üst katta yatıyor.
Pırlanta gibi biri,
ODTÜ ye değer katanlardan biri
Siyasetten uzak, babası Türkiyenin en önemli siyasilerinden biri
Çok genç yaşta tanıştı böbrek ağrısı ile
Böbreklerinde ki kum acı veriyor.
Onunla beraber acısını paylaşsam da Susku zıpla, zıplarsan kumlar dökülür demekten kendimi alamıyorum.
Zıplıyor Susku sabaha kadar.
Bu kadar temiz biri O.
Yine Vedat ve Şadi ile briç oynamaktan döndüğüm bir gece
Odaya girdiğimde Susku'yu ayaklarını tavana dikmiş buluyorum.
Acıdan kıvranıyor
Susku'nun yüzündeki acı yarattığı komik pozisyonun önüne geçiyor.
Hadi diyorum gidiyoruz.
Cevap veremiyor ağrıdan konuşmakta zorlanıyor.
Koşarak 6 katı iniyorum.
Danışmadaki görevliden rica ediyorum revirdeki ambulansı çağırıyor.
Ambulansa dediğime bakmayın içinde hiçbir techizat yok
Bir solukta yine odaya çıkıp Suskuyu indiriyorum ranzadan
Üzerine birşeyler alıp çoraplarını ve ayakkabılarını giydiriyorum.
Koluna girip aşağıya iniyoruz.
Daha …

BİR PAZAR EYMİR

ODTÜ'nün çok büyük bir arazisi vardır. Herkesin ağzını sulandıran.
Bilkent'in mevcut kampüsünün büyük bölümünün ODTÜ arazisi olduğu söylenir.
Hatta bu araziye el konulabilmesi için önce ağaçların kestirtildiği de iddia edilir.
İşte bu kocaman arazinin içinde su sporlarının yapılabildiği bir Eymir Göleti de vardır.
Birçok ODTÜ'lü bu göleti görmeden mezun olur.
Bende sadece birkez gidebildim Eymir Göletine.
Oysa her pazar sabah 9 da bir otobüs kalkardı yurtlar bölgesinden.
Akşam 5 de de Eymir'den yurtlar bölgesine gelirdi.
Hazırlıkda son haftamıza girmiştik.
Black Sabatth dinlerken kupamdan çayımı yudumluyordum.
Confucius ranzasına uzanmış elinde teksirler, Ali sınava çalışıyordu.
Odanın kapısı hafifçe aralandı. Bülent kimseyi rahatsız etmemek için önce şöyle bir bakındı.
Sonra gelip Susku'nun sandalyesine oturdu.
Uyuyan yok değil mi diye de yavaşça sordu.
Gülümsedim... Anladık anladık dedi bu müzikte uyuyan olmaz diye kendisi cevapladı.
Bülent'te Bursalı idi. Te…

KIŞ UYKUSU

32 yıldan kalma bir Temmuz gecesi
Nereden aklıma takıldıysa her sıcakta her soğukta aynı nakarat
Bilmem kaç yıldan beri böylesi görülmedi
Betimlemek mi gerekiyor sıcak işte
Bu sıcakta kış uykusunda olanlar var
Ne yani onlar için son 32 yılın en uzun uykusu mu oluyor bu.
Gölgede derece kaçmış bir yerimize
Boz ayı ininde kış uykusunda sen neler söylüyorsun
Hiç bir ayı ile uykuya yattınız mı?
Horlamaz ayılar homurdanır ama siz korkudan horluyor sanırsınız
Oysa en tatlı hayvandır ayı
Hem tatlıyı sever hem de tembelliği
Balın iyisini kovan balını sever ayı
Kovana sokar elini arıların hışmına aldırmada
Avuç avuç yer balları
Armudun da iyisini tatlısını bilir ayı
Daldaki armudun da yerdeki armudunda iyisinden o anlar
Bazen koca gövdesi set kurar akan buz gibi suyun önünde
En büyük en yağlı en leziz alabalıkları ayırır sudan bir pençe darbesi ile
İyidir hoştur ama tembeldir bizim bu ayı
Bütün kışı şninde uyuyarak geçirir.
Aç kaldığında bile inmez köye yolunu şaşırmadıktan sonra
Yolda omuz ata…

ŞİMDİ DÜŞÜNME ZAMANI

Seçimler bitti...
Yine kendimiz çaldık kendimiz oynadık.
Kimselere anlatamadık derdimizi
Sosyal toplum olmayı öğretemedik.
Eşit haklara sahip olup insanca yaşamak gerektiğini
Soınuç hile var yada yok ezici bir çoğunluk ile Faşizm
Milliyetçilik demiyorumFaşizm diyorum.
Faşist baskılardan kurtulmak için sandığa gidildi
Ve faşizm onaylandı %50 ile onaylandı.
Birileri çıkacak ülke istikrar istedi diyecek
Hadi oradan be mozaşist mi bu ülke faşizm de istikrar istesin
Ama sonuç öyle
Ülke kararını polis devletinden yana verdi.
Polisin 15 metreden baskısına karşı başka kime oy verebilirdi ki.
Şimdi artık birbirini suçlama değil
onu yapsaydık bunu etseydik değil
Düşünme zamanı
500 bin oyu alabilmek için ne yapmamız gerektiğini düşünme zamanı
Bırakın 500 bin oyu iktidara gelmek için
Bu ülkeyi faşist otoriteden kurtarmak için düşünme zamanı
Önce yapmamız gerek Komünizm bir dinsizlik olmadığını
Bir korku değil aksine sosyal toplumsal bir olgu olduğunu anlatmamız gerekiyor
İlk defa güzel bir seçim …